29 Ağustos 2012 Çarşamba

DİLA TATİLDE


5 senelik bir aradan sonra nihayet ilk tatilimizi yaptık. Hem de bu kez 3 kişi olarak, küçük kızımızla!
Yola çıkmadan önce endişelerim vardı aslında, uçak yolculuğu, ufaklığın kontrolü, uykusu, yemesi, içmesi derken...Neyseki korkulan olmadı ve mutlu mesut geçirdik ilk tatilimizi.
Uçak maceramız uçağın kalkışı ve inişi arasında Dila'nın uyumasıyla atlatıldı. Kalkana kadar uçaktaki bütün dergi ve menüleri hatmettik. Kalkışta ise Diloşun emzigi hayat kurtarıcı oldu resmen, hemen uykuya daldı kucağımda. Inene kadar da uyanmadı. Dönüşte ise cırcır böceği hiç susmadı ama huysuzluk da yapmadı.
Kuşadası'na vardığımızda beklediğimin aksine gayet güzel ve İstanbul'un aksine nemsiz bir hava bekliyordu bizleri. Ve tabiki gelişimizi büyük bir özlemle bekleyen 2 kişi daha vardı: Babaannemiz ve Dedemiz.
Tatilimizin ilk günü babaannemizin rehberliğinde Şirince turuyla geçti. Şarapları, zeytinyağları, sabunları ve tarihi- kendine has evleri ile ünlü küçük turistik bir köy burası. Izmir yada Aydın'a yolu düşüp de buraya uğramayan yoktur herhalde diye düşünüyorum. Biz de o meşhur ve leziz şaraplardan kaptık bir tane. Karadut Şarabı; tavsiye ederim giderseniz mutlaka tadını deneyin.
Gittiğimizin 2. günü babaannemizin yaş günüydü. Biz de kendi aramızda pasta kesip, küçük bir kutlama yaptık.
Açıkçası Kuşadası'nı çok fazla gezecek imkanımız olmadı. En çok içimde uhde kalan Efes Antik Kenti ve Adaland'i görememiş olmaktı. Ancak her iki yere de 2 yaşında bir çocukla gitmek neredeyse imkansız. Dila'nın babaannesi ve dedesi de gündüz çalıştıkları için Diloşu bırakacak kimse de olmayınca biz de başımızın çaresine baktık ve kalan günlerimizi çoğunlukla plajda-denizde geçirdik. Hem Dila hayatında ilk kez denizle tanışmış oldu, hem de hep birlikte denizin,kumun ve güneşin tadını çıkartmış olduk. Gerçi eşimin denizle ve özellikle güneşle arası pek iyi olmadığı için ona maalesef Dila'nın peşinde koşturmak kaldı. :D Melegim orada arkadaş bile edindi kendine, gerçi yaşça epey büyüktüler ya olsun. En çok kurumlarda oynamayı ve plajda oradan oraya peşinde koşturmayı sevdi bizimkisi. Ne zaman babasıyla denize girecek olsa bir koalanın okaliptus ağacına tırmanması gibi yapıştı babasının kucağına. :P
Kuşadası'na yolunuz düşerse size tavsiyem Sahil Sitelerinin bulunduğu plajlara gitmeniz. Gelen insanlar, ortam, deniz ve incecik kum özellikle çocuklu aileler için bence bulunmaz nimet. Giriş ücretsiz. Ancak sadece 5 TLye şezlong, şemsiye, çöp kovası, sehpa alabiliyorsunuz. Üstelik her türlü sıcak-soğuk içecek ve aperatif yiyecek de elinizin altında.
Kuşadası'ndan seyirlik bir kaç kare daha...
Sevgili babaanneciğimiz ve dedeciğimiz; Sizin yanımızda geçirdiğimiz süre boyunca verdiğimiz her türlü rahatsızlık için özrümüzü lütfen kabul edin. Özellikle de Diloşun gider ayak hatıra olarak bıraktığı nevresimdeki iz için... :D Bizlere evinizi,odanızı,masanızı açtığınız, en iyi şekilde ağırlandığınız için ayrıca teşekkürler. Diloşumun yaş gününde birlikte olamadık ama en kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...